Sek ile sütlü sohbet – Süt hakkında merak edilen sorular

Eyl 14, 2015 by

Minicik bebeğimizin doğduğu günden başlayarak hayatının her evresinde çok önemli bir yeri olan süt konusu benim gibi her annenin oldukça titiz davrandığı bir konu. Büyüklerimizin eskiden çiğ sütü kaynatıp mis gibi içtiğini düşünüp hem hamileyken hem de Alin doğduktan sonra özel sipariş vermiş ve Alin’in sağlığı için onu içmeye karar vermiştim ki doktorumuz beni durdurdu. Kontrol edilmeyen, hangi yemi yediğini, hangi antibiyotiği aldığını bilmediğiniz bir hayvanın sütü çeşitli hastalıklara sebep olabileceği gibi yarardan çok zarar olabileceğini söylemişti.

İlk zamanlarda hep şişe süt aldık hala da alıyoruz ama şuan en çok tükettiğimiz Sek’in pipetli küçük sütleri. Neden derseniz biberonu küçük kutu sütler sayesinde bıraktı Alin. Hala yatakta sütle keyif yapabildiği için neyseki biberonun yerine başka bir alternatif koyabildik:)

Durum böyle olunca Sek’le bir “sütlü sohbet” yapalım, kafamıza takılan ne var ne yok diye soralım dedik ve blogger anne arkadaşlarımla bir araya geldik. USLA’nın (Uluslararası Servis & Lezzet Akademisi) sıcak ortamında gerçekleştirdiğimiz etkinlikte, süt ile ilgili aklımıza takılan her türlü soruyu Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu’na sorma fırsatı yakaladık.IMG_2538

Etkinlikte sütün içerdiği besin değerleri açısından muazzam bir hazine olduğunu dile getiren Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu, yapısı gereği hassas olan sütün güvenilir kaynaklardan tüketilmesinin önemi üzerine durdu. Sütün besin öğeleri açısından değerli bileşenleri içermesi nedeniyle aynı zamanda bu öğelere ihtiyaç duyan mikroorganizmaların da kolayca çoğalabileceği bir gıda olduğunun da altını çizdi.

IMG_2527

Bohemother

“Süt, içermiş olduğu protein, yağ, karbonhidrat gibi temel bileşenlerin yanı sıra suda ve yağda çözünür vitaminler ve kalsiyum ve fosfor gibi mineraller ile değerli bir besindir. Bu kadar zengin bir gıda olan sütte, hayvansal kaynaklı olarak hastalık etmeni çok çeşitli bakteri, parazit ve virüs tehlikesi mevcuttur. Eğer bu biyolojik tehlikeler kontrol altına alınmaz ise bu kadar besleyici bir gıda olan süt, insan sağlığı için tehlikeli bir gıda haline gelebilir.”

Günümüzde Türkiye’de çiğ süt tüketim eğiliminin arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu’nun bu konuda bizleri uyarıyor: “Hastalık yapıcı etmenler ile bulaşık gıda güvenliği sağlanmamış çiğ sütün tüketimi insanlarda maalesef uzun süreli ve kalıcı hasarlara yol açabilir. Bu şekilde hayvanın beslendiği yem ve çiftlik hijyen koşulları ile sağımdan sonra tüketiciye ulaşana kadar özellikle soğuk ve diğer hijyen koşullarından emin olunmadan tüketilmesi güvenli değildir. Tüketiciler, aldığı çiğ sütü kaynatarak sütteki sağlık risklerini azalttıklarını düşünmemeliler. Zira kontrollü koşullarda olmayan ve açık olarak yapılan kaynatma işleminin çok çeşitli hastalık yapıcı bakterinin yok edilmesinde ne derece etkili olabileceği belirsizdir. Ayrıca kaynatmayı takiben çok hızlı soğutma gereğinin nasıl sağlanabileceği ve çevreden kaynaklanacak bulaşma risklerinin de nasıl kontrol edilebileceği de soru işaretidir. Diğer yandan sütte aflatoksin M1 gibi zehirlerin, ağır metal veya antibiyotik varlığının ya da hilelerin tüketiciler tarafından tespiti olanaksızdır.  Bunun yanı sıra kontrolsüz koşullarda ve açıkta kaynatma işleminin sütün besin öğelerine vereceği zarar da fazladır.”

Dilek Boyacıoğlu, güvenli çiğ süt tüketiminin mümkün olabilmesi için gerekli koşulları ise şöyle sıralıyor: “Sütün üretildiği çiftlikten sofraya kadar uzanan büyük zincirde olabilecek halk sağlığı risklerinin değerlendirmesi gerekiyor. Ve bu her ülkenin kamu otoritesi tarafından yapılmak ve tehlike analiz modeli geliştirerek sürekli izlenmek durumundadır. Çünkü her ülkede üretilen sütün mikrobiyal florası ve taşıdığı riskler çok sayıda faktöre bağlıdır.”

Peki hangi süt güvenli?

Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu, içinde yer alabilecek ve insan sağlığı için tehlike arz eden birçok etkenden arındırılmış olması halinde sütün güvenle tüketilebileceğini söylüyor.

“Kontrollü koşullarda uygulanan yüksek sıcaklık kısa süre (HTST) pastörizasyon teknolojisi, sütün vitamin ve protein gibi önemli besin öğelerine zarar vermemektedir. Halk sağlığını doğrudan etkileyen tüm bilinen riskleri kontrol altına almak ve sütün raf ömrünün uzatabilmek için gıda sanayisinde pastörizasyon ve UHT teknolojileri gibi ısıl işlemler kullanılmaktadır. Bu işlemlerden pastörizasyon, hastalık yapıcı olan ve insanlarda Q ateşi hastalığına neden olan Coxiella burnetii mikroorganizmasını yok etmek üzere tasarlanmıştır. Bu mikroorganizma ile birlikte diğer hastalık yapıcı bakterilerin de yok edilmesi hedeflenmektedir. Genel olarak, pastörizasyon koşulları 72°C’de 15 sn olarak verilebilir. Pastörizasyon teknolojisi sütün protein, kalsiyum, fosfor ve vitamin gibi temel bileşenlerinde önemli değişiklere yol açmaz. Pastörizasyon gibi uygulanan ısıl işlemlerde süt çok hızlı bir şekilde soğutulmakta ve hiçbir şekilde mikrobiyal bulaşma olmayacak şekilde sütün işlenmesi sağlanmaktadır.”

Çiğ süt satışı Kanada’da ve Amerika’daki 18 eyalette yasak

Gelişmiş ülkelerde çiğ süt tüketimi ile ilgili bilgiler de aktaran Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu, şunları söyledi: “2000-2012 yılları arası doğrudan çiğ süt tüketimi ile ilgili toplam 70 salgın vakada 852 hastalanma tespit edilen Amerika’nın 18 eyaletinde çiğ süt yasaklanmış durumda. Yine Kanada da Sağlık Bakanlığı tarafından halk sağlığını tehdit etmesi nedeniyle çiğ süt satışına izin verilmemektedir. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi(EFSA)’nin bu yıl yayınladığı Çiğ Süt Tüketimi ile Halk Sağlığı Riskleri” başlıklı raporunda, inek ve keçi sütü tüketiminden kaynaklı hastalıklarda artış gözlendiği belirtilmiştir. 2007-2012 yıllarında gözlenen 27 adet salgın hastalanmaların da çiğ süt tüketimi ile ilişkisi için kuvvetli kanıtlar sunulmuştur.”

IMG_2531

GingersBazaarBlog ‘un tatlı Bade’si:)

Meyveli sütte katkı maddesi var mı?

Anneler olarak hepimizin aklına takılan meyveli süt-yoğurt konusunu da sorma fırsatımız oldu. Meyveli sütlerde herhangi bir katkı maddesi bulunup bulunmadığı birinci ağızdan dinledik. Çocuklarımızın severek içtiği Sek’in meyveli sütlerinde herhangi bir katkı maddesi kullanılmıyormuş. Meyveler tıpkı evlerimizde yaptığımız reçeller gibi marmelat haline getirilerek süte ekleniyor ve ardından muhafaza ediliyormuş. Yani içeriklerinde bulunan ‘doğayla özdeş aroma’ örneğin çilekliyse çileğin ekstresinden, nişasta ise patates veya mısırdan çekilen nişastaymış. Sonuç olarak katkı maddesi haline gelen şey, aslında besinin kendisinden elde edildiğinin bilgisini aldık. İçerisinde ise bu aralar her yerde karşımıza çıkan glikoz şurubu yerine gerçek şeker bulunuyormuş.

Kutu sütün nasıl 10 gün ömrü var?

Teknoloji diyor Sek. Dolumda mikrofilitrasyon teknolojisi uygulanıyor ve bakteriler fiziksel olarak süzülüyor, bu sayede ürünler daha uzun raf ömrüne sahip oluyormuş.

Etkinlik sonunda ise USLA’nın deneyimli aşçısı Emre İşler eşliğinde yoğurt mayalamanın püf noktalarını öğrendik. Bu zamana kadar yoğurt yapma uğruna kilolarca sütü atmak zorunda kalan benim için oldukça önemli bir konuydu bu:) Yoğurt yapımında kullanılan süt pastörize ise ılıtılarak mayalama yapılması yeterli oluyormuş. Protein oranı günlük sütten daha yüksek olan yeni “yoğurda süt” raflarda yerini almaya başlamış. Ben yoğurdumu evde kendim mayalarım diyenlere müjde:) Protein oranı daha yüksek olduğu için daha kıvamlı bir yoğurt elde edebiliyormuşuz.

IMG_2534

@duygukaratas @saadetalgan @doulannesra @ezgidemirli @evrimiseri
@internetanneleri @gingersbazaarblog @bohemother @to_be_semy @pembekoala
@zeynepgozubuyuk@hamileveanne @bonibonlar @bebeimgeliyor @pembekoala @tansuoskay @alev_ozkan 

Yoğurt yapımı için diğer ip uçları:

45 dereceye getirilen süte mayayı içindeki bakterileri çok da rahatsız etmeden ilave edip hafif hafif karıştırın. Kullandığınız kabın kenarına hafif hafif vurarak mayalama işlemini yapabilirsiniz. Daha hızlı ve kıvamlı bir yoğurt için de 40-45 derecede ısıtılan bir fırında ağzı kapalı bir şekilde 4 saat bekletmeniz yeterli olacaktır.

Yoğurt yapımının ardından lezzetli bir parfe yapımı için hepimiz önlüklerimizi giyip işe koyulduk:) Gronala, böğürtlen, bal ve yoğurt dörtlüsünü hem kendiniz hem de aileniz için sağlıklı bir ara öğün seçeneği olarak mutlaka değerlendirin.

Bu etkinlikle ilgili tüm sosyal medya yansımalarını #sütlüsohbet etiketinden görebilirsiniz. Etkinlik videomuzu ise aşağıda bulabilirsiniz.

Related Posts

Share This

%d blogcu bunu beğendi: