OMO’dan ebeveynlerin gelecek kaygısına yanıt

Nis 1, 2015 by

alin omo

Çocuklarımızı büyütürken Omo’nun “Kirlenmek Güzeldir” sloganını çoğumuz arada kendimize hatırlatmıyor muyuz?:) 2004 yılından beri çocuk gelişimine katkıda bulunmayı amaçlayan bu markanın gerçekten ebeveynlerin tutumunu da pozitif yönde etkilediğini düşünüyorum. Aman üstün çamurlanmasın, oraya oturma pantolonun kirlenmesin, boyalar üzerine gelmesin, yemeği sakın dökme cümlelerinden yavaş yavaş uzaklaşan anne sayımız gün geçtikçe artıyor. Bu konularda kendi tarafımda her ne kadar titiz olsam da, Alin’in bu deneyimleri yaşaması ve hatta üzeri çamur içinde kalsa da yağmurda koşup oynamasını görmek titizliğimin önüne geçip mutlu ediyor beni.

Kir ve lekelerin çocukların hayatı deneyimleyerek öğrenmelerinin bir simgesi olduğunu savunan OMO, özgüvenli ve kendi ayakları üzerinde duran çocuklar yetiştirmek isteyen ebeveynlere ilham veriyor. Yeni yaklaşımı “Çocukları Geleceğe Hazırlamak” konusu için Omo, uzmanlarla bir çalışma grubu oluşturarak, ebeveynlerin kaygılarını açıkça ortaya koyan araştırma sonuçlarını masaya yatırmış. Çocuk ve Ergen Psikiyatrı Prof. Dr. Yankı Yazgan, Eğitim Psikoloğu Dr. Michele Borba, Fütürist Ufuk Tarhan ve Aktif Yaşam Derneği’nden Mehmet Ali Çalışkan’ın yer aldığı, farkındalık yaratacak bu projenin konusu olan “Öngöremediğim bir geleceğe çocuğumu nasıl hazırlamalıyım?” sorusuna Salt Galata’daki toplantıda verdikleri cevaplardan aldığım notları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değişim çok hızlı ama temel kaygılar hep aynı. Ebeveynlerin ortak isteği “Çocuğum gelecekte başarılı ve mutlu olsun. Kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü bir birey olsun.” “Annelerin çocukları için hayal ettikleri meslekler henüz geleneksel: doktor, öğretmen, mühendis, mimar” Yankı Yazgan

Processed with VSCOcam with n1 preset

Konu açılınca hep söylerim, okul yıllarım boyunca o at yarışı gibi yarıştırdıkları yaşıtlarımın aksine annem ve babam hiç zorlamadı beni okul konusunda. Özel ders aldırdılar, ek kurslara gittim evet ama ne birisiyle kıyasladılar ne de “sen şu üniversiteyi kazanacaksın, doktor olacaksın vs” dediler. Şuana kadar yaptığım bütün tercihler benimdi. Bana yaptıkları en büyük yatırım, elimden tutup yeni arkadaşlarla tanıştırmaları, ortaokulda istediğim tiyatro kursuna göndermeleri, BJK’de senelerce basketbol oynamam için destek vermeleri, ailece yaptığımız geziler ve önemlisi kendi tercihlerimi yapmama imkan sağlamalarıydı bence. Ben de Alin’e kendi ailem gibi hayatı keşfetmesi için olanaklar sunmaya çalışıyorum şimdi. İşte Omo’nun vermek istediği mesaj da bu aslında.

Bugün çocuğunuz için ne kadar deneyim biriktirirseniz; bu, çocuğun ileride ayakta durabilmesi için yapabileceğiniz en iyi yatırımdır. Çocuklarımızı geleceğe hazırlamak istiyorsak, onlara değişime adapte olabilme, uyumlanma ve koşullar karşısında esnek olabilme yetkinliklerini kazandırmalıyız. Yaparak – deneyimleyerek öğrenme çocukların değişim içinde yollarını bulabilmeleri için ihtiyaç duydukları temel yetkinliklerin edinilmesine ve gelişmesine  yardımcı olur. Çocukların bu yöntemle kazanacakları ve onları geleceğe hazırlayacak yetkinlikler arasında kendini tanıma, empati, iletişim becerileri, motivasyon, hedef belirleme, geleceği planlama, sorun çözme, öfke – stres – zaman yönetimi, sabır ve uzlaşmacılık yer alır. Çocukluktan itibaren bu tür yetkinlikleri gelişmiş olan bireyler, farklı durumları yönetmek için çocukluklarından getirdikleri bu yetkinlikleri kullanırlar. ”

Yankı Yazgan

Mehmet Ali Çalışkan, oyun kavramının Türkiye’deki eksikliğinden bahsetti.

Deneyimsel öğrenmenin kilit kavramından biri oyun. Oyunu çocuğun dili olarak düşünün. Çocuğu anlamak ve ilişki kurmak için oyunu kullanmalıyız. Hem bizimle ilişki kurma hem de hayatı öğrenmeyi destekliyor. Hareketsizlik çocuğu oyundan ve dünyayı deneyimleme ihtimalinden uzaklaştırıyor. Türkiye’de çocukların hareket etme karnesine bakınca endişe verici bir tablo görüyoruz. Kızların %85’i, erkeklerin %94’ü günlük önerilen adım sayısını geçmiyor.  Türkiye’de aktif olan insanlar sadece toplumun %25’ini kapsıyor. Toplumun hayatında aktivite ve oyun yoksa çocukların da hayatında bu eksiklikler olacaktır. Çocuk oyun oynarken farklı düşünmeyi, karar vermeyi, paylaşmayı, sosyalleşmeyi, problem çözmeyi ve daha pek çok şeyi öğrenir. Üstelik hafta sonu çocukların hareket etme oranları daha da düşüyor.  Ne acıdır ki hareketsizliğin neden olacağı tek sorun obezite sanılıyor. Çocukların hareket etmemesi oyun oynamadıklarını, dünyayı keşfetmek için çaba sarf etmediklerini gösteriyor ki bu hem deneyimleyerek öğrenme hem de zihinsel gelişim fırsatlarını kaçırdıkları anlamına geliyor.

Mehmet Ali Çalışkan

Deneyimleyerek öğrenme farkındalığını artırma çalışmalarına destek veren sinema ve tiyatro oyuncusu Demet Akbağ ise kendi çocukluğundan örnekler verirken, çok önemli bir konudan bahsetti: Teknoloji çağı

“Teknolojiyi çocuk bakıcısı olarak kullanmamalıyız. Dijital dünya ve gerçek hayat arasında dengeyi sağlamalıyız.”

Yaparak – deneyimleyerek öğrenmenin çocuklara kazandırdıklarını anne ve babalara anlatmak için kolları sıvayan Omo, “Aktif Yaşam Derneği tarafından hazırlanan ve Prof. Dr. Yankı Yazgan tarafından desteklenen, çocukları geleceğe hazırlayan beceri ve yetkinliklerin gelişmesine destek olacak 100’e yakın oyun önerisi hazırlıyor. Çocukların ev dışındaki oyun ihtiyaçlarına dikkat çekmek için ise Mayıs ayında İstanbul’da çocukların açık havada deneyimleyerek öğrenme ve oyun hakkını oldukça coşkulu bir şekilde kutlayacağı büyük bir şenlik hayata geçirmeyi planlıyor. Ana tema: Çocuklarımızın deneyimleyerek, yaparak, kirlenerek öğrenmelerine olanak sağlamalıyız

“Yaparak-Deneyimleyerek Öğrenme” çocuğu geleceğe nasıl hazırlar?

Bugün dünyanın farklı yerlerinde de olsalar ailelerin soruları ve kaygıları benzer: ‘Geleceği öngöremezken çocuğumu bu geleceğe nasıl hazırlayacağım?’. Buna yanıtımız şu; çocuklarınızın etraflarındaki dünyayı kendilerinin keşfetmelerine, öğrenmelerine ve anlamalarına imkân sağlamalısınız. Bu öğrenme yöntemine ‘yaparak – deneyimleyerek öğrenme’ diyoruz. Çocuklarımızı hayata hazırlamanın yolu onlara insani değerler ve temel yetkinlikler açısından zengin olarak büyütmek.

Pasif veya ezbere dayalı olmayan bu modelde çocuk aktiftir. Bir çocuğun plajda kumdan içinden geldiği gibi şekiller yapması buna güzel bir örnektir. Çocuk böylece sahildeki her şeyle doğrudan etkileşim kurarak oradaki şeyleri öğrenir, içselleştirir. Ona kitaptan plaj resmi göstermenizden çok daha fazlasını, üstelik kalıcı olarak öğrenir. Deneyimleyerek öğrenmeden bahsettiğimizde ebeveynlerden, “çocuklar dijital dünyayı ne şekilde ve sıklıkta deneyimlemeli?” sorusunu da alıyoruz. Dijital dünyaya doğan bir nesil yetiştirdiğimiz gerçeğini kabullenmeliyiz ancak teknolojiyi çocuk bakıcısı olarak kullanmamalıyız.  Çocuklarımızın hem çevrimiçi hem de çevrimdışı dünyalarının ebeveynleri olmak için her iki dünyayı da anlamalıyız. Çocuklarımızın dijital hayatlarına, aileleriyle daha fazla bağ kurabilmelerine, dünyayı keşfederek öğrenmelerine ve temel hayat yetkinliklerini kazanmalarına da zaman kalması adına açık ve uygulanabilir bir zaman sınırı koymalıyız.

Dr. Michele Borba

Yaparak – Deneyimleyerek Öğrenme Nedir?

Çocukların etraflarındaki dünyayı birinci elden keşfetmeleri, öğrenmeleri ve anlamalarına imkân sağlayan bir öğrenme biçimidir. “Deneyimsel öğrenme”, “deneyim yoluyla öğrenme” veya “yaparak öğrenme” olarak da anılır. Bu öğrenme modelinde çocuk pasif değil, aksine aktiftir. Bir çocuğun plajda kumdan içinden geldiği gibi şekiller yapması yaparak-deneyimleyerek öğrenme için güzel bir örnektir. Çocuk böylece sahildeki her şeyle doğrudan etkileşim kurarak oradaki şeyleri öğrenir, içselleştirir. Ona kitaptan plaj resmi gösterilmesinden çok daha fazlasını, üstelik kalıcı olarak öğrenir. Yaparak – deneyimleyerek öğrenme çocukların hızlı değişen dünyada yollarını bulabilmeleri için ihtiyaç duydukları temel yetkinliklerin edinilmesine ve gelişmesine yardımcı olur. Kendini tanıma ve farkındalık, empati , iletişim becerileri, motivasyon – hedef belirleme – geleceği planlama, sorun çözme becerileri, öfke – stres ve zaman yönetimi, sebatlılık, uzlaşmacılık gibi yetkinlikler çocukların gelecekle başa çıkmak için ihtiyaç duydukları yetkinliklerdir. Eğer kişinin “alet çantası” bu yetkinlikler yönünden zenginse, hayatta karşılaşılan farklı problemler karşısında kişi hazırlıklı olur. Bu “alet çantasını” zenginleştirmenin en sağlam yolu da yaparak – deneyimleyerek öğrenmeden geçer.

 Çocukların “Yaparak – Deneyimleyerek Öğrenme” Yöntemiyle Geliştirebileceği Yetkinlikler

  • Kendini Tanıma ve Farkındalık: Bu yetkinlik kişinin kendini, duygu – düşünce ve davranışlarını tanımasını, iç görü kazanmasını, aynı zamanda ilgi, yetenek ve değerlerini fark edip şekillendirmesini sağlar.
  • Empati: Bu yetkinlik kişinin başkalarının bakış açılarını ve duygularını anlamasına olanak verir.
  • İletişim Becerileri: Bu yetkinliğe sahip olan kişi, hem kendini daha iyi ifade eder hem de başkalarından gelen mesajları daha iyi anlar. Böylece sosyal ilişkiler alanında daha donanımlı olmuş olur.
  • Motivasyon, Hedef Belirleme, Geleceği Planlama: Bu yetkinlik kişinin amaçlarına yönelik harekete geçmesine, sorumluluk duygusunun gelişmesine ve hedefe odaklanmasına yardımcı olur. Kişi gelecekle ilgili hedeflerine doğru yol alırken farklı stratejiler geliştirebilir.
  • Sorun Çözme Becerileri: Hayatın her alanında karşılaşılabilecek sorunlar için çözümler geliştirmeyi içerir. Örneğin, sosyal ilişkilerde uzlaşmacı bir tavra sahip olmak, işbirliği, uyumluluk göstermek; bir sorunla karşılaşıldığında farklı ve esnek baş etme mekanizmalarına sahip olmak bu yetkinliğe örnek verilebilir.
  • Öfke, Stres Ve Zaman Yönetimi: Örneğin, zamana karşı oynanan oyunlar çocuklara bu yetkinliği kazandırabilir. Burada çocuk stresle başa çıkmayı, olumlu düşünerek zamanı doğru kullanmanın gerekliliğini öğrenebilir.
  • Sebatlılık: Sabırlı olmak, karar verilen işi / görevi bırakmama, işin devamı ve sürekliliği için çaba harcama becerilerini kazanması bu yetkinlikle ilişkilidir.
  • Uzlaşmacılık: Çatışmaya neden olan durumu tanımlama, iki tarafın da istek ve ihtiyaçlarını belirleme, karşılıklı ihtiyaçları dikkate alarak önerilerin oluşturulması, her iki taraf için de uygun olan çözüm önerisinin seçilmesi, karar verilen çözümde kimin ne yapacağının belirlenmesi, iş bölümünün yapılması becerileri.

Çocukları Geleceğe Hazırlamak Annelik Araştırması Hakkında

Sunumda incelediğimiz Adhoc Türkiye tarafından İstanbul, Ankara, İzmir’de 5-12 yaş arası çocuk sahibi 900 annenin katılımı ile gerçekleştirilen araştırma oldukça ilgimi çekti. Verileri aşağıda görebilirsiniz.

Türkiye’de Anneler

  • Türkiye’de 5-12 yaş arası çocuk sayısı 9,5 Milyon
  • 5-12 yaş arası çocuk sahibi olan anne sayısı 4,6 Milyon
  • İlk çocuk sahibi olma yaşı ortalama 23, ortalama çocuk sayısı 2.26
  • Anneler en çok 25 – 30 yaş aralığında çocuk sahibi oluyor
  • Yalnız % 14’ü üniversite mezunu. İlköğretim mezunu ya da daha düşük eğitim düzeyinde olanların oranı %59
  • Kentli annelerin %70’i çalışmıyor, vasıflı işlerde çalışan anne oranı %9

Çocuk Yetiştiriken Öncelikler

  • Kaliteli bir eğitim almalarına %79
  • Sağlıklı beslenmelerine %78
  • Alkol ve uyuşturucudan korumaya % 59
  • Dış dünyada güvende olmalarına
  • İnterneti güvenli kullanmalarına %11
  • Yeterince fiziksel aktivite yapmalarına %9

Anneler ve Geleceğe Bakış

  • “Beni daha zor bir gelecek bekliyor” diyen annelerin oranı %68
  • “Çocuğumu daha zor bir gelecek bekliyor” diyen annelerin oranı % 69
  • Annelerin %60’ı çocukları için gelecekte hangi vasıfların iyi olacağını kestiremiyor
  • Çocuklarını geleceğe hazırlamak konusunda kendilerini ve imkanlarını yeterli gören annelerin oranı sadece % 31
  • %56’sı çocuğum büyüdüğünde önde gelen meslekler çok daha farklı olacak diyor
  • Annelerin %58’i değişimi yakalamakta zorlanıyor.
  • Annelerin %89’u okulda öğrendiklerinin çocuklarının gelecekte başarılı olması için tek başına yeterli olmadığını düşünüyor.
  • 20 ülke arasında yapılan kıyaslamada “Çocuğumun geleceği bundan daha zor olacak”  görüşüne katılım oranında  Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve İngiltere’den sonra 6’ıncı ülkeyiz. Türkiye’yi Brezilya, Amerika, İsveç, Arjantin, Kanada, Mısır, Çek Cumh,  İspanya, Meksika, Güney Kore, Slovakya, Rusya, Bulgaristan ve Hindistan takip ediyor.

Çocuklar ve Teknoloji

  • Çocukların ailelerinden istediği şeylerin başında %85 ile bilgisayar geliyor.
  • Ailelerin %64’ü çocuklarına özel bilgisayar, %49’u akıllı telefon ya da tablet sağlamış görünüyor. Öte yandan annelerin %69’u telefon ve tabletin çocukları için zararlı olduğunu düşünüyor.
  • Çocukların %76’sının her gün televizyon izleme izni var. % 70’inde TV izleme süresi günde 2 saatin üstünde. 
(Ailece yapılan ortak etkinliklerin başında yaklaşık %73 ile televizyon izlemek geliyor)

Çocuklar ve Oyun

  • Annelerin %11’i çocuklarını dışarı hiç çıkarmazken, %49’u çocuğunu haftada sadece 2 gün dışarıya çıkarıyor.
  • Evde 2 saatten fazla oyun oynayan çocukların oranı %45 iken dışarıda 2 saatten fazla oynayanların oranı %26.
  • Annelerin %85’i kendi çocuklarıyla kıyasladıklarında, çocukken arkadaşlarıyla daha fazla oyun oynadıklarını söylüyor. % 81’i biz bugünün çocuklarına göre daha fazla deneyimleyerek ve yaparak öğrenirdik diyor.
  • Çocuğuyla 2 saatten fazla oyun oynayan anne oranı ise %6. Anneler bu orana gerekçe olarak çocuklarıyla ne oynayacaklarını bilemediklerini ya da onlara bir şeyler öğretme konusunda kendilerini yeterli görmediklerini söylüyor.

Anneler ve Yaparak – Deneyimsel Öğrenme Modeli

  • Annelerin %61’i “deneyimleyerek-yaparak öğrenme” kavramını hiç duymamış.
  • Kavram anlatıldığında, annelerin % 84’ü bu modeli çocuğu için çok faydalı buluyor.
  • Annelerin yalnız % 48’i hayatlarında yaparak-deneyimleyerek öğrenmenin yeri olduğunu ifade ediyor.
  • Annelerin % 73’ü kirlenen çocuk daha fazla öğrenir diyor.
  • “Kirlenen çocuk daha mutlu olur” diyen annelerin oranı % 82’yi buluyor.
%d blogcu bunu beğendi: