Silikon emzirmeye engel mi?

Nis 9, 2014 by

Kimileri için ister moda, ister gereklilik olsun, son dönemlerde estetik alanına olan ilginin ne derece arttığını hepimiz biliyoruz. Ben de Kokosh Anne olarak istedim ki hem benim, hem sizin aklınıza estetik ile ilgili takılan sorular cevap bulsun, kafamızdaki soru işaretleri yok olsun. Ve iyi haber, Nisan ayı boyunca Dr. Esin Aksungur KokoshAnne.com’un konuğu olarak merak ettiğiniz soruları cevaplandıracak.

Demet Akalın geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında 8 kez göğüs estetik ameliyatı yaptırdığını ve silikonları nedeniyle çocuğunu emziremediğini söyleyince bildiğiniz üzere konu ile ilgili bir çok tartışma başladı. Bunun üzerine ben de Dr. Esin Aksungur’a silikonun emziren kadınları ne derecede etkileyeceğini ve göğüs estetiğiyle ilgili bazı sorular sordum. Konunun oldukça ilginizi çekeceğini düşünüyorum.

Sizin de meme büyütme ve küçültme hakkında sormak istediğiniz sorular varsa 10 Nisan 2014 15:00-17:00 saatleri arasında Kokosh Anne Instagram ve Twitter hesaplarımdan Dr. Esin Aksungur’la online sohbet edebilirsiniz.

Silikon emzirmeye engel mi?

Silikon ameliyatları en çok merak edilen ve en korkulan ameliyatların başında geliyor. Kulaktan dolma bilgilerle ve daha önce yaşanmış kötü tecrübeler nedeniyle kadınlar yaptırmaktan çekiniyor. Aslında son 10 yıl içinde operasyon tekniklerindeki gelişmeler ve 4-5 yıldır silikon teknolojisindeki yenilikler operasyonun başarısını ve hasta memnuniyetini epey arttırmış durumda.

silicon

Bugün silikon ile göğüs büyütme ameliyatı 1 – 1,5 saat içinde yapılabilen, hastaneden kalmayı gerektirmeyen, günlük hayatı çok kısıtlamayan bir işlemdir.

En çok merak edilen konu ise emzirme ile ilgili sorun yaşanıp yaşanmayacağı. Meme dokumuz aslında meme bezi ve bir miktar yağ dokudan oluşur. Meme bezi gerektiği durumlarda süt üretir ve bu süt minik kanallarla meme başına taşınır. Bu sistemi bozmadığınız sürece süt oluşumu ve emzirme etkilenmez. Silikon ameliyatlarında protez tüm bu sistemin altına hatta bazen kas altına yerleştirilir. Bu nedenle normal bir meme protezi operasyonu sonrası süt verme etkilenmez.

Her memeye silikon yerleştirilir mi ?

Memenin yapısı bu konuda doktoru yönlendiriyor. Önemli olan memede sarkıklık olup olmamasıdır. Sarkma seviyesi, meme başının ne kadar aşağıya indiği ölçülerek belirlenir. Meme başı, meme altı oluğunun altına inmişse meme dikleştirme operasyonu gereklidir. Özellikle emzirme sonrası oluşan boşalmalar hem küçük hem sarkık memelere neden olur. Tek başına protez bu hastalarda yeterli olmaz meme başının da yukarıya kaldırılması gerekir.

Eğer meme sarkık değil, yalnızca küçük ise bu grup zaten ideal meme protezi hastalarıdır. Uygun alandan yerleştirilen bir protez ile çok mutlu ve sorunsuz bir şekilde hayatlarına devam ederler. İki meme arasında asimetri olması zaten toplumda çok sık rastlanan bir problemdir ve protez boyutları ile oynanarak sorun rahatça giderilir.

Nereden yerleştirilebilir ?

Klasik olarak 3 bölgeden yerleştirilebilir. 1. bölge koltuk altıdır. Bu alandan uygulama hem zordur hem de endoskop uygulaması gerektirir ve çok tercih edilen bir alan değildir. İkinci bölge meme başıdır. İz oldukça güzel iyileşir ama 2 temel sorunu vardır. Öncelikle meme başı duyusu etkilenebilir. İkinci sorun meme bütünlüğü bozulduğu için daha sonraki dönemde yapılacak USG gibi takiplerde sorunlar yaratabilir. Son bölge de meme altıdır. Hem iz güzel iyileşir hem de meme bezi bütünlüğü hiç bozulmadığı için büyük avantajı vardır. Ayrıca hem iç çamaşırı hem bikini içinde kalır dışarıdan görülmez.

Operasyonun riskleri nelerdir ?

Öncelikle korkulduğu gibi süt vermeyi etkileyen bir operasyon değildir. Meme bezine ve süt kanallarına dokunmadan memenin altına protez yerleştirilir. Bunun yanında meme küçültme ya da meme dikleştirme operasyonları da süt vermeyi etkilemeyen işlemlerdir. Yalnızca çok büyük memelerde yapılan işlemlerde sık tekrarlayan meme enfeksiyonlarında süt kanalları zedelenebilir ve sorunlar yaşanabilir. Bu tür riskler taşıyan hastalara zaten operasyondan önce bilgilendirme yapılır ve ekstra riskler anlatılır.

Meme protezi hareketle ya da zorlama ile kayar mı ?

Normalde vücudumuz yerleştirilen her yabancı cismin etrafına bir zar yapar. Bu normal bir süreçtir ve 2-3 ay içinde bu zar oluşur ve protezi sabitler. Erken dönemde yani ilk 1-2 ay zorlayıcı hareketlerden korunduğunuz sürece protez daha sonra yer değiştirmez. Her zaman tam bir şekillenme 6-7 ay sürer. Bu dönem içinde yerçekimi etkisi ile birtakım değişimler olur cilt esner eski sertlikler yumuşar. Ama bunlar bildiğimiz şekillenme sürecidir, hastaların korktuğu gibi anormal yer değişimleri kaymalar görülmez.

Hasta ilk görüşmeye geldiğinde neler konuşuyorsunuz?

Öncelikle size de yukarıda anlattığım kısa bilgileri aktarıyorum. Operasyonla ilgili genel bir bilgilendirme yapıyorum. Sonrasında hastanın göğüs muayenesini yapıyorum. Bu muayene çok önemli çünkü nasıl bir operasyon gerekli, sarkma var mı, memede kitle var mı, meme protezi yapılacaksa nasıl bir protez kullanmak lazım, protezin boyutları ne olmalı gibi bir çok sorunun cevabı aslında bu muayenede. Yani hastanın memesi büyüklüğü ve göğüs çapı doktora bırakmadan tüm bilgileri veriyor. Sonra bunları hastaya açıklamak kalıyor. Bu konuda en büyük yardımcımız 3 boyutlu görüntülerle hastaya açıklama yaptığımız bir program. Hastanın fotoğrafları çekilip, altına istenilen protez yerleştirilip, operasyon sonrasındaki olası görüntü hastaya gösterilebiliyor. Bu hastaları çok rahatlatan bir uygulama.

Peki nasıl seçiliyor protez yani hastanın seçimleri de önemli değil mi ?

Önemli ama bir yere kadar. Öncelikle yapılması gereken işlemde kararı hastanın memesi verir. Meme dikleştirme operasyonu gerekli ise hasta istese de meme protezi yapamam. İşlem sonrası daha büyük ve daha sarkık bir memesi olur ki doğru değil bunu hastaya açıklamak çok önemli.

Eğer meme protezi için uygun bir hasta ise 3 temel sorumuz var

1.Nereden koyalım?

2.Nereye koyalım?

3.Şekli nasıl olsun?

Nereden koyalımın cevabı aslında doktora göre değişir. Meme başından yapılmış çok başarılı protezler olabilir ya da koltuk altından yapılmış başarılı sonuçlar olabilir. Ama benim pratiğimde meme altı kesi, risklerin en düşük olduğu, işleme en hakim olduğunuz, meme bütünlüğünü hiç bozmadığınız için başarılı bir teknik.

İkinci soru nereye koyalım? İki planınız var kas altı ya da kas üstü. Meme dokunuz var ve çok zayıf değilseniz kas üstü başarılı. Çok zayıf hastalarda kas altı plan daha doğal sonuçlar veren bir plan. Ama son yıllarda yarı kas altı dediğimiz işlemde protezin üst kısmını kasın altına yerleştirip çok başarılı sonuçlar alıyoruz. Yani üst alanda en büyük sorun olan protezi kendini belli etmesi riskini de en aza indiriyoruz.

Gelelim şekline. Burada kullanılacak protezin büyüklüğü ve şekli önemli. İşte hasta burada olaya dahil oluyor ve ne kadar büyük bir meme istediğini, üst bölge dolgunluğu isteyip istemediğini söylüyor. Tabi burada şunu açıklamak gerekir ki zaten her hastaya her protez olmaz. Yani göğüs taban uzunluğu 10 cm olan bir hastada taban çapı 9-10 cm olan bir protez kullanabilirim. Yoksa alana sığmaz ve doğal olmayan koltuk altından fırlayan memeler olur. Taban çapı 9-10 cm olan zaten 4-5 seçenek vardır. Mesela tabanı bu kadar olan protezler 180 cc, 200cc, 220 cc, 235 cc olan protezlerdir. Hasta büyük ve dolgun bir meme istese büyük ve yüksek projeksiyonlu olan kullanılabilir. Ama görüldüğü gibi aslında kendi memeniz karar veriyor çoğu şeye.

Birçok firma adı duyuyoruz. Hangi markanın daha iyi olduğuna nasıl karar verebiliriz?

Aslında piyasada çok kullanılan ve adı geçen 3-4 marka var. Her doktorun kullandığı ve rahat ettiği markalar vardır tabi ki. Önemli olan operasyondan sonra size ne kullanıldığına ait bilgileri ve protezin kodlarını taşıyan bir belge verilmesi. Bu o protezin garanti belgesidir. Bildiğim kadarı ile 2 firma bu numaralı size kayıt edip ömür boyu protezi garanti altına alıyor. Yani proteze ait bir sorun yaşarsanız firma garantisi altında gerekli tüm işlemler yapılıyor. Zaten operasyon öncesi doktorunuz hangi markayı kullanacağını size bildirecektir. İşlem sonrası da bilgileri size verirse bir problem yoktur demektir.

İşlem sonrası en sık karşılaştığınız sorun nedir?

İlk 1 hafta içinde sıklıkla kol hareketlerinde minimal kısıtlılık sorun oluyor. Bu keskin bir ağrı değil, hastaya operasyon öncesi açıklandığı zaman sorun yaratmıyor. İlk 1 hafta kollarını çok yukarıya kaldırarak zorlamaması gerektiğini söylüyoruz. İlk 2-3 gün bandajların kaşıntısı ya da rahatsızlığı olabiliyor.

Geç dönemde ise artık işleme ait riskler başlıyor. 1 yıldan sonra ender görülen ama takip edilmesi gereken durum kapsül oluşumudur. Nedeni tam bilinmemekle beraber normalde oluşan kapsülün giderek kalınlaşması sorundur. Bu memeyi olması gerekenden daha sert hale getirir. Erken dönemde masaj tedavileri uygulanır. Sertlik artmaya devam ederse 2 bir operasyon ile sertleşen kapsülün çıkarılması gerekir. Ama yeni protez teknolojisi, kasın altına yerleştirmek, operasyon tekniği gibi düzenlemeler ile bu risk giderek azalıyor.

 

Dr.Esin Aksungur hakkında: Esin Aksungur ilk, orta ve lise öğrenimini  İzmir’de tamamladı. 1995 yılında  Dokuz Eylül  Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğrenim gören Aksungur, 2001 yılında mezun oldu. 2002 yılında İzmir Atatürk Eğitim Araştırma Hastane’sinde Plastik Rekonstrüktif  ve Estetik Cerrahi Bölümü’nde asistanlık görevine başladı.  2006 yılında Londra Queen Victoria Hospital’da çalışıp, ‘’Mikrocerrahi  ile Meme Rekonstruksiyonu’’ ve ‘’El Cerrahisi’’ konularında  eğitim aldı. 2009 yılında  uzmanlık eğitimini  tamamladıktan sonra Istanbul Akademi de Felow olarak göreve başladı. 2012 yilinda OPC – Cellest kadrosuna giren Esin Aksungur halen Dr.Osman Oymak  ve Dr.Tunc Tiryaki ile beraber çalışıyor ve aynı zamanda Florence Nightingale Hastanesi Plastik Cerrahi bölümünde kadrolu doktor olarak kariyerine devam ediyor. Mail: info@esinaksungur.com Telefon: +90 212 230 97 97

 

Related Posts

Share This

%d blogcu bunu beğendi: